<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231</id><updated>2012-02-13T02:34:49.418-08:00</updated><category term='Öss'/><title type='text'>fizikçinin not defteri</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>17</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-1388141866307780974</id><published>2010-11-11T12:24:00.000-08:00</published><updated>2010-11-12T02:09:44.666-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>-&amp;nbsp; Anladın mı?&lt;br /&gt;-&amp;nbsp; Evet çok süper anladım.&lt;br /&gt;-&amp;nbsp; Tamam o zaman bu soruyu da sen çöz. Bak ne diyor cismin sabit hızla hareket etmesi içiiiinnn...&lt;br /&gt;-&amp;nbsp; Cevap 3.&lt;br /&gt;-&amp;nbsp; Atma! Ne ara çözdün daha soruyu bile okumadan ?&lt;br /&gt;-&amp;nbsp;&amp;nbsp; 3 işte! İsterseniz bakalım cevap anahtarına.&lt;br /&gt;-&amp;nbsp; Cevap anahtarında ne yazdığı umurumda değil, nasıl çözdüğünü bilmek istiyorum, ayrıca cevap 3 değil.&lt;br /&gt;-&amp;nbsp; Ne yanlış mı? Size söylemiştim fizik yapamıyorum diye... Olmuyor işte. Olmuyor...&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Hocam ara verelim mi?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Daha 10 dakika önce ara verdik.﻿&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Yoruldum ben, dikkatim dağıldı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Emrecim, dikkatin hiç toplanmadı ki.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- O zaman dersi bitirsek mi artık ? Söz gelecek hafta daha uzun yaparız.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Geçen hafta da böyle söylemiştin.&amp;nbsp; Üstelik bu hafta toparlanıp gelecektin. "Canavar gibi olacağım göreceksiniz" demiştin. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- E kötü müydüm? İyiydim bence, iyiydim yaaaa...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Evet o kadar süperdin ki anlattığım hiç bişeyi dinlemedin.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Fizikten nefret ediyorum...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Emre kuralı uygulasana.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Ne kuralı? Kuralları ezberlemek istemiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Emre bu dersi almak istediğine emin misin? Tamam, ders bitti. Bu hafta ödevin şu: Eve git, neden fizik dersi almak istediğini, ne yapmaya çalıştığını bir düşün. Fizik dersi almak istediğinden emin olursan bana de ki "öğretmenim yardımınıza ihtiyacım var " seni fizikle nasıl barıştıracağımızı bir daha düşünelim olur mu?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Yok bu dersi almak istemiyorsan hafta içi beni arayıp gelmeyeceğini söylemen yeterli.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ancak şunu bil ki ben bu şekilde seninle derse devam etmek istemiyorum. Bana kendimi kötü hissettiriyorsun.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Benim için farketmez hocam da siz bunu anneme anlatsanız.&amp;nbsp; Bu konuda asıl ikna olmayan o. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;﻿&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;***﻿&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bazı çocuklar, yoğun hem de şöyle en koyu kıvamlısından bir çaresizlik hissine gömerler sizi.&amp;nbsp; Bir türlü ulaşamaz, önyargısını kıramaz, alışkanlıklarından vazgeçiremezsiniz.﻿&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Üstelik, beklentiler sözkonusu olduğunda herkes öyle sonuca odaklıdır ki, onu anlamanız, hak vermeniz, hatayı yüzdelere bölüp sahiplerine paylaştırmış olmanız yetmez.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir masanın iki ucunda oturur, karşılıklı sinirlenirsiniz. Bir yandan kalemi kağıdın üzerinde gezdirip kuzeye doğru v hızıyla hareket eden bir aracın güneye doğru v hızı ile&amp;nbsp;hareket eden &amp;nbsp;bir başka aracı hangi hızla hangi yönde gidiyormuş gibi gördüğünü bulmaya çalışırken, çok da umurundaymış gibi, bir yandan da hiç de sabit olmayan bir hızla uzaklaşırsınız birbirinizden. İkiniz de haksızlığa uğramış hissedersiniz kendinizi.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Onun&amp;nbsp;göre&amp;nbsp;siz de saldıran, üzen, anlamayan, yoran, hırpalayan birisinizdir artık, diğerleri gibi ve fizik bu derstede kanıtlandığı üzere öğrenilemez birşeydir.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Sizin de o sırada,&amp;nbsp;onun direnci karşısında, kendisinin &amp;nbsp;fizik karşısındaki çaresizliği kadar çaresizce kalakaldığınızı bilmez.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;strong&gt;Yukarıda verilen bilgilere göre Emre ile başı dertte olan fizik öğretmeni aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır? (&lt;/strong&gt;Pi 'yi üç alınız, sürtünme ve makara ağırlıklarını ihmal ediniz, yerçekimine de karşı koyunuz eliniz değmişken&lt;strong&gt;)&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;a) Tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;b) Yormayalım Emre'yi, üzmeyelim annesini, laf olsun diye işleyelim dersleri&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;c) Ben bu Emre'yi adam etmezsem bana da "fizik hocası" demesinler&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;d) Bu umutsuzlukla bu soru çözülmez, bu konuyu bir ara yeniden düşünmeliyim.﻿&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-1388141866307780974?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/1388141866307780974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=1388141866307780974&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/1388141866307780974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/1388141866307780974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2010/11/anladn-m-evet-cok-super-anladm.html' title=''/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-80091145979267371</id><published>2010-09-19T13:19:00.000-07:00</published><updated>2010-09-20T00:01:03.475-07:00</updated><title type='text'>9.sınıflar ne yapacak?</title><content type='html'>Üniversite hazırlık gruplarıyla derse başlayalı birkaç hafta oldu.&lt;br /&gt;Ara sınıflarımızla da tanıştık cumartesi.&lt;br /&gt;Ben öyle ilk dersten harala gürele başlık atıp derse başlayan hocalardan değilim ne yazık ki, benim öğrencilerimle sohbet edesim var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Pekiiii" dedim sohbetin bir yerinde 9.sınıf (lise 1) öğrencileirne " bu yıl dershaneye gitmeye nasıl karar verdiniz? bu dershaneyi nasıl seçtiniz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle güzel açıklamalar yaptılar ki dilim tutuldu dinlerken:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Öğretmenim, önümüzde YGS ve LYS gibi zorlu sınavlar var ve bu sınavlarda başarılı olabilmek için erken bir hazırlık gerekiyor ve ...  düzenli bir çalışma ile.......iyi bir dershane ve deneyimli hocalarlaa....çok çalışaraaakkk....daha önce buraya gelen tanıdıklaaaar...... önerisi üzerine deeee......oldu ve buraya gelmeye karar verdik"  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilim tutuldu tutlmasına da bir yandan da "ben bu lafları biryerlerden hatırlıyorum yahu..." diye düşünmekten kendimi alamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İyi madem dedim. Siz şanslıymışsınız, bizim ailede genelde kararı anne baba verir, çocuklara da de kararı kendisi vermiş gibi davranmak düşerdi" demeye kalmadı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hah işte bizde de aynısı! " deyiverdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peki siz? " dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Valla pek düşünmedik hocam, herkes gidiyordu biz de geldik" dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gerek var mı yok mu sizce? İnsan yardıma ihtiyacı olup olmadığını bilmez mi?" dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demez olaydım... &lt;br /&gt;Bu çocuklar son üç yıldır derhaneye gidiyorlar, içlerinde 4. ve 5. sınıfta da gitmiş olanlar var. Son üç yıldır okul döneminde üst üste üç hafta sonunu evde geçirmemişler. Haftasonu evde ne yapılır pek bilmiyorlar.15 yaşındalar ama kendilerini, ne sevip sevmediklerini henüz pek de bilmiyorlar. Hobileri değil, sevdikleri dersler var... Dershane okul gibi hayatın mecburi rutinlerinden biri onlar için ve aynı zamanda sosyalleşme aracı. &lt;br /&gt;"Hocam hafatsonu evde kalsam, Cumartesi sabahtan Pazar gecesine kadar bir saat arayla 'ders çalış!' der bizimkiler" deyişinden anlıyorum, dershane aynı zamanda bir kaçış yeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin: 0px auto 10px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/TJZjWJIHLMI/AAAAAAAABYY/HMJERWJVghE/s1600/16766_1269837622603_1129735341_875213_5175802_n.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/TJZjWJIHLMI/AAAAAAAABYY/HMJERWJVghE/s320/16766_1269837622603_1129735341_875213_5175802_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://picasa.google.com/blogger/" target="ext"&gt;&lt;img align="middle" alt="Posted by Picasa" border="0" src="http://photos1.blogger.com/pbp.gif" style="-moz-background-clip: initial; -moz-background-inline-policy: initial; -moz-background-origin: initial; background: 0% 50%; border-bottom: 0px; border-left: 0px; border-right: 0px; border-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Zor iş ana-baba olmak belli ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim 9.sınıfa (lise 1) giden bir çocuğum olsa ne yaparım peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise 9. sınıf müfredatı dersleri genel kültür düzeyinde öğretmek üzere belirlenmiş. Örneğin 9. sınıf fizik derslerinde "fizik nedir? ne işe yarar" konusu çevresinde dönüp duracağız bir kaç hafta, sonrasında temel fizik konularına basit düzeyde giriş yapıp, terim öğrenme ve mantığı kavramaya yönelik konuşacağız. Öğrencilerin MF, TM gibi alan seçimleri henüz gerçekleşmediğinden her düzeyde öğrencinin kavrayabileceği seviyede anlatılacak dersler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer dersler için de durum aşağı yukarı böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda ben, çocuğumun bütün haftasonunu çalıp onu dershaneye göndermek yerine, onun biraz kendisine zaman ayırmasını, destek almaksızın derslerle başetmeyi öğrenmesini ve bu sayede özgüvenini tazelemesini tercih ederdim. &lt;br /&gt;Sürekli dershane desteği almaya alışmış bir öğrenci, birden kendi başına kalınca muhtemelen tökezleyecekti, sabrederdim. 9. sınıf, başarı-başarısızlık anlamında bir ölçü değil, belki ilgi ve alan seçimine yönelik bir basamaktır, bunu hatırlatırdım kendime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok ille de gelecek için bişeyler yapmadan duramayacaksam, Matematik-Geometri ve Türkçe derslerinde yardım almasına, daha doğrusu YGS ve LYS için sağlam bir temel oluşturmasına çalışırdım. Çünkü Matematik ve Türkçe temeli sağlam olan öğrenciye diğer derslerin hepsinde yol aldırmak en azından kısmi başarılar sağlamak mümkündür. Bu derslerde sorun varsa diğer dersler de zor...&lt;br /&gt;Üstelik hangi alanı seçerlerse seçsinler bu derslerdeki başarıya ihtiyaçları olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle, benim 9.sınıfa giden öğrencim olsa, yukarıda söylediğim gibi yapardım, ama önce sorardım:&lt;br /&gt;"Sen kendin için ne yapmak istiyorsun peki? "diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Yukarıdaki önerilerim doğrultusunda yönlenen 9. sınıf öğrencilerim var. Yöntemin başarısını birlikte test edeceğiz.&lt;br /&gt;Onlara ve ailelerine güvenleri için teşekkür ederim :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-80091145979267371?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/80091145979267371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=80091145979267371&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/80091145979267371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/80091145979267371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2010/09/universite-hazrlk-gruplaryla-derse.html' title='9.sınıflar ne yapacak?'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/TJZjWJIHLMI/AAAAAAAABYY/HMJERWJVghE/s72-c/16766_1269837622603_1129735341_875213_5175802_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-5701627645918104095</id><published>2010-04-17T10:50:00.000-07:00</published><updated>2010-04-18T00:06:55.535-07:00</updated><title type='text'>:))</title><content type='html'>-Yeni konumuzun başlığı,  "Kepler Kanunları"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hocam birşey sorabilir miyim? Bu Kepler hangi devirde, nerede yaşamışlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Merve'cim, Kepler bilim adamının soyadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nasıl yani, Kepler de Türkler, Almanlar, Fransızlar gibi bir millet değil mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-5701627645918104095?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/5701627645918104095/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=5701627645918104095&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/5701627645918104095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/5701627645918104095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2010/04/blog-post.html' title=':))'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-1502837726181231921</id><published>2009-08-07T03:16:00.000-07:00</published><updated>2009-10-03T23:39:57.712-07:00</updated><title type='text'>Nasıl test çözmeli?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SnyJwtZfHeI/AAAAAAAAA6I/_cFcpgZGDbk/s1600-h/egitim1.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5367316325832007138" src="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SnyJwtZfHeI/AAAAAAAAA6I/_cFcpgZGDbk/s200/egitim1.jpg" style="float: left; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 10px; margin-top: 0px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;- Hocam 20 soruda 5 yanlışım var. Diğer testlerde de aşağı yukarı öyle, ben basınç yapamıyorum.&lt;br /&gt;-Git, yapamadığın sorulara biraz daha uğraş, sonra gel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 dakika sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hocam iki soruyu çözemedim. Diğerlerinde işlem hatası yapmışım.&lt;br /&gt;-Demek ki basınç yapıyorsun da toplama çıkarma yapamıyorsun ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdakine benzer diyaloglar çok sık geçer öğrencilerimle aramda.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Öğrencilerin çözdükleri test kitaplarını şöyle bir karıştırırsanız 17 doğru - 2 yanlış - 1 boş, 3 yanlış - 2 boş vs gibi notlar görürsünüz sıkça.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Test yanıt anahtarından kontrol edildikten sonra, yanlış yapılan ya da yapılamayan sorular yeniden çözüldüğünde,  hataların bir kısmının soruyu yanlış okuma, yanlış anlama ya da matematiksel işlem hataları gibi dikkatsizlik kaynaklı olduğu görülür.&lt;br /&gt;Yanıtları kontrol edip,bu ilk sonucuna göre konuyu bilip bilmediğine karar veren öğrenci, yanılır. Kendisini o konuda olduğundan daha zayıf zanneder, özgüvenini, kon uya olan ilgisini kaybeder. Hatalarının kaynağını doğru tespit edemediği için de genellikle telafisi konusunda yanlış yol izler ya da fazladan zaman kaybeder. Bundan sonrası isteksizce çırpınıp durmaktan ibarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa, yanıt anahtarını kontrol ettikten sonra, yapamadığı sorularla ikinci kez uğraşan öğrenci genellikle hatalarının bir kısmının dikkatsizlik kaynaklı olduğunu görür. Farklı nedenlerle yapılan hatalar, konuyu bilmediği anlamına gelmez. Özgüveni artar.Hata nedenlerinin telafisine yönelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitti mi? Hayır!&lt;br /&gt;Bana kalırsa bu testin en önemli iki sorusu o çözülemeyen iki sorudur. Diğer sorular var olan bilgileri pekiştirdi, hız kazandırdı, pratik yapma amacına hizmet etti. güzel... Peki ya o iki soru? O iki soruyu çözmek için gereken birşey eksik demekki öğrencide, belki bilgi, belki dikkat, belki bakış açısı... Belki doğru sorularla yaklaşılamamış soruya... Ne olduğu önemli değil ama ne olduğunu aramak, bulmak, bilmek önemli. İşte bunun için ter dökmeli uzun uzun, olmadı kitap karıştırmalı, benzer sorulardan yola çıkarak düşünce geliştirmeli, daha olmadı götürüp öğretmenine çözdürmeli.&lt;br /&gt;O iki soru çözüldüğünde test pekiştirme amacının yanında öğretme amacına da hizmet etmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde; aşama aşama kontrol edip başa dönerek, eksikleri gdererek test çözmek daha uzun zaman ve daha çok emek istiyor biliyorum ama daha verimli olduğu kesin.&lt;br /&gt;"Temiz soru çözmek" diyorum ben buna.&lt;br /&gt;Diğeri daha kolay geliyor öğrenciye, çözüp geçiyor. Verimden ziyade sayılara takılıyor öğrenciler. Üstelik, haftada 300 soru, 500 soru, 1000 soru gibi ödevler veriliyor öğrencilere, onlar da yetişitrebilmek ve sayıyı tamamlayabilmek için üzerinde çok düşünmeden işaretleyip geçiyorlar. İşte asıl zaman ve emek kaybı o zaman yaşanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim pazarlığımız genellikle şu şekilde oluyor:&lt;br /&gt;- Çarşambaya kadar kaç soru çözeceksiniz bana?&lt;br /&gt;-200 çözeriz&lt;br /&gt;-250 olsun hocam&lt;br /&gt;-150 olsun hocam&lt;br /&gt;-Tamam, 100 olsun "temiz soru olsun"&lt;br /&gt;-Ya hocam yapmayın yaaa!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-1502837726181231921?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/1502837726181231921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=1502837726181231921&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/1502837726181231921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/1502837726181231921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2009/05/snava-hazrlanrken-test-cozme-alskanlg.html' title='Nasıl test çözmeli?'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SnyJwtZfHeI/AAAAAAAAA6I/_cFcpgZGDbk/s72-c/egitim1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-8706087745304421587</id><published>2009-07-14T10:28:00.000-07:00</published><updated>2009-07-14T10:55:19.782-07:00</updated><title type='text'>öss hazırlık klasikleri</title><content type='html'>1-Her yıl şu cümleyle başlarız derse: " Hocam bu sene soruları TÜBİTAK hazırlayacakmış! "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim öğrenciliğimden beri rivayet olunur ki her beş yılda bir soruları TÜBİTAK hazırlıyormuş ve çok zor oluyormuş. Her yılın öğrencisi de bu yılın o yıl olduğunu iddia eder:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- " Hocam hatalı sorular iptal edilecekmiş! "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınavdan hemen sonra çeşitli sorularda mantık hataları tespit eden acar dershaneciler boy gösterir gazete ve tv'lerde. Bir kısmının aslı vardır ve bazen soruların iptali ile sonuçlanır. Sanırım bir kısmı da reklam amaçlıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- " Bilmem kaç bin öğrenci barajı aşamadı, bilmem kaç bin okul birincisi tercihine yerleştirilemedi vah vah! "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Puanların açıklandığında barajı aşamayan öğrenci sayısı ya da başarısız olan lise birincisi sayısı bütün basını ve toplumu şaşırtır(!) Bir süre " Nolacak bu bizim eğitim sisteminin hali? " konulu sohbet programları yapılır, çeşitli uzmanlar durum tespitleri yaparlar ve sonra mevzu tez zamanda unutulur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-8706087745304421587?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/8706087745304421587/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=8706087745304421587&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/8706087745304421587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/8706087745304421587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2009/07/oss-hazrlk-klasikleri.html' title='öss hazırlık klasikleri'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-4340674749679846818</id><published>2009-06-04T19:04:00.000-07:00</published><updated>2009-10-03T23:42:08.640-07:00</updated><title type='text'>Emek-1</title><content type='html'>Son dersimizi yaptık bu gün.&lt;br /&gt;Böyle sandalyede kıpır kıpır bir hal... Bir sağa yaslanıyor, bir sola. Eğilip bükülüyor, ellerini dizlerine koyup yaslanıyor, olmuyor sırtını dikleştiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Elif, belin mi ağrıyor?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Evet hocam."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(İskelet sistemiyle ilgili bir problemi var kızımızın, düzenli ilaç kullanıyor, günlük egzersizler yapıyor.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Napsak? İlacını aldın mı? Bir yastık koyalım mı bel boşluğuna?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Yok hocam... Çok arttı bu aralar. Sınav yaklaşıp tempo artınca egzersizleri yapamaz oldum. Bir de uzun süre dik durmamam gerek ama bütün yıl okul-dersane-ve evde hep masa başında çalışınca... Son dönemde de hergün deneme sınavı oluyoruz, aralıksız 3-3,5 saat sandalye üsütündeyiz. İlaçları artırdı doktor ama pek çare etmiyor artık. Üzülmeyin, sınavdan sonra geçer " diyip kocaman gülümsedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dersimizi yaptık bu gün, son tekrarlarımızı. Sınavdan, yapılması gerekenlerden, heyecandan, hayallerinden konuştuk biraz, ne kadar yakın olduğundan...&lt;br /&gt;Birlikte geçirdiğimiz zamanı değerlendirdik, ilk günden bu güne kadarki süreci.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benimle geçirdiği zamanı, kendisine sunulan olanakları çok iyi değerlendirdi Elif, sınava hazırlık sürecinde üzerine düşen pek çok görevi yerine getirdi- getirmeye gayret etti. Söz dinledi, akıl aldı, güvendi. Yorulunca "yoruldum" dedi, sıkılınca kandırmaya çalışmadı ne beni, ne kendisini, ne ailesini " kafam almıyor bu aralar, çalışamıyorum, üstüme gelmeyin" dedi. Hatalarını, eksiklerini kendisi bulup getirdi, ben telafisine uğraştım. Bilincini de, gülümsemesini de yitirmedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarılıp vedalaştık. Aynı amaç uğruna emek veriyoruz aylardır, bir çeşit dava arkadaşlığı bizimki; ama yükün ağır kısmı onda ne yazık ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmem ÖSS kaç puanla adlandırır Elif'in başarısını ve bilmem önemi var mıdır o puanların yanında ama, ben hayatta oldukça başarılı buluyorum kendisini.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-4340674749679846818?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/4340674749679846818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=4340674749679846818&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/4340674749679846818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/4340674749679846818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2009/06/emek-1.html' title='Emek-1'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-8100319660222924203</id><published>2009-06-04T18:48:00.000-07:00</published><updated>2009-10-03T23:44:57.634-07:00</updated><title type='text'>Emek-2</title><content type='html'>ÖSS deneme sınavından çıkıp, benimle fizik çalışmak için geldi. Yüzünün allak bullak olmuşluğundan, bedenindeki gerginlikten sınavının kötü geçtiği belliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayırdır Sezin?" dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dudakları titreyerek "Yok bişey" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sınav pek iyi geçmedi sanırım?"&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Telaşlı telaşlı sildi göz yaşlarını, fakat göz pınarlarından yenileri yuvarlandı. Elleri yetişemez oldu göz yaşlarını temizlemeye.&lt;br /&gt;Ne ses, ne hıçkırık, yalnızca sessiz göz yaşları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuştuk biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çok kötüydü" dedi, "Ya sınavda da böyle olursa?" dedi, "Çok emek verdim, ailem de çok emek verdi, ya olmazsa?" dedi, bir de sessizce mırıldandı bir ara: "yoruldum...".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuştuk biraz, dertleştik, şakalaştık... Güldük az önce akan göz yaşlarına. Biraz durulunca içindeki fırtına, çalışmaya başladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O karar verdi, "tamam hocam, iyiyim, başlayabiliriz " dedi, yine de ilk bir saat boyunca, durup durup yaşlar süzüldü gözlerinden, sessizce, elleri silmeye yetişemedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SiiJ29oJQ3I/AAAAAAAAAyk/gZ5QfN3Ou8I/s1600-h/kurbanl%C4%B1k.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343672535223976818" src="http://3.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SiiJ29oJQ3I/AAAAAAAAAyk/gZ5QfN3Ou8I/s200/kurbanl%C4%B1k.jpg" style="display: block; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; margin-right: auto; margin-top: 0px; text-align: center;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-8100319660222924203?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/8100319660222924203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=8100319660222924203&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/8100319660222924203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/8100319660222924203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2009/06/oss-deneme-snavndan-ckp-benimle-fizik.html' title='Emek-2'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SiiJ29oJQ3I/AAAAAAAAAyk/gZ5QfN3Ou8I/s72-c/kurbanl%C4%B1k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-456968144634962299</id><published>2009-04-19T01:30:00.000-07:00</published><updated>2009-10-03T23:49:29.805-07:00</updated><title type='text'>İki ayak bir papuç</title><content type='html'>Sınıfa girdim, suratlar bir karış... Deneme sınavı sonuçları berbat. Kimse istediği puanı alamamış. E sınava iki ay kala "daha işlemediğimiz konular var" gibi mazeretlere de sığınılamaz olmuş. O beklenen sihirli değnek de gelip birden bire netleri iki katına çıkarmamış. Görülmüş ki "hallederiiiizzz" felsefesi halledememiş hiçbirşeyi. Bir yerde bir yanlışlık yapıldığı farkedilmiş ama hangi yerde kimin yaptığına henüz karar verilememiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/Serx8Wf7bFI/AAAAAAAAArs/5TmaKoQbNRE/s1600-h/ohoo.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326335528452975698" src="http://1.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/Serx8Wf7bFI/AAAAAAAAArs/5TmaKoQbNRE/s320/ohoo.jpg" style="display: block; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; margin-right: auto; margin-top: 0px; text-align: center;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;- Neden böyle sizce? diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci: Çünkü siz bana ödev vermedikçe ben evde ders filan çalışmıyorum. Siz de yeterince sıkıştırmıyorsunuz.O yüzden biraz tembellik yapıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen: Ama Ezgicim, sen verdiğim ödevleri bile tam olarak yapmıyorsun. Üstelik de her seferinde 'yetiştiremedim hocam, bütün hocalar sürekli ödev veriyor, hiç biri yetişmiyor' diye ağlanıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci: Evet, çünkü çok fazla ödev var ve biz onları yetiştirelim derken ya başka bi dersi aksatıyoruz ya da konu çalışamıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen: Ama sen az önce daha çok ödev istedin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci : Evet istedim, çünkü istediğimiz puanları alamıyoruz.&lt;br /&gt;Öğretmen:...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı soruya başka bir yanıt:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci: Bişey diycem olmıycak şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen: Söyle sen, olur belki:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci: Yaa ben çok çalışamıyorum, çünkü bizimkiler erken yatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen: Bu iyi bişey değil mi? Erkenden el-ayak çekilince daha güzel çalışılmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci: İyi de bizim eve hırsız girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen: Yani?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci: Yani korkuyorum ben. Herkes uyuyunca tedirgin oluyorum, çalışamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen: Kardeşinle aynı odada kalsanız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci: Zaten öyle yapıyoruz ama o da uyuyor. Uyumaması lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen: Annenlerle konuşalım bir iki ay da erken yatmayı versinler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci: Erken kalkıyorlar yazık onlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen: Tamam, o zaman sen de erken kalk. Madem akşamı değerlendiremiyorsun,&amp;nbsp;sabahları çok erken saatlerde kalkıp ders çalış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci: Sabahları da uyanamıyorum zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen:...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı soru başka yanıt:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci: Ben bazı konuları sürekli çalışıyorum. Mesela fizikte hep denge- kaldırma kuvveti çalışıyorum. O sırada diğer konular çok hızlı işlendiği için yetişemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen: Konular Nisan ayı sonunda bitecek şekilde planlanıp bu hızla işleniyor. Senin bu duruma ayak uydurman gerekmez mi? Ben size 'aramıza faz farkı girmesin' derken bunu söylemek istiyorum:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci: Evet ama ben bazı konuları çalışmayı daha çok seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen:...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyeceğim o ki; evet bu çok adil bir sınav olmayabilir. Bir öğrencinin bütün yaşamının bir-kaç saatlik bir zaman diliminde çerçevelenmesi, çooook geniş bir bilgi alanında çok fazla soru çeşitliliğine maruz kalması da bir haksızlık olabilir.&amp;nbsp;Ama sonuçta bu sınavın da ölçtüğü şeyler var elbet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SeryS3GU3MI/AAAAAAAAAr0/0sROkS7L6QU/s1600-h/ac%C4%B1Var.jpg" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326335915161083074" src="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SeryS3GU3MI/AAAAAAAAAr0/0sROkS7L6QU/s320/ac%C4%B1Var.jpg" style="display: block; height: 204px; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; margin-right: auto; margin-top: 0px; text-align: center; width: 320px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sınav uzun süreli (en az bir yıl boyunca) disiplin, konsantrasyon, tutarlılık, kararlılık gösterebilme becerisini ölçüyor herşeyden önce. İstemediğiniz halde mecbur olduğunuz bir işi doğru düzgün yapabilmek, yapmayı çok sevdiğiniz şeylerden şartlar gereği uzak durabilmek zor ama önemli yetilerdir. Bu sınavda zeki olmanız yetmez, zekanızın terbiyesi sizi doğru yere ulaştırır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-456968144634962299?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/456968144634962299/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=456968144634962299&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/456968144634962299'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/456968144634962299'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2009/04/snfa-girdim-suratlar-bir-kars.html' title='İki ayak bir papuç'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/Serx8Wf7bFI/AAAAAAAAArs/5TmaKoQbNRE/s72-c/ohoo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-2518387768493997738</id><published>2009-03-03T03:58:00.000-08:00</published><updated>2009-10-03T23:51:03.944-07:00</updated><title type='text'>Çocuğunuz için üzülmek yerine...</title><content type='html'>Geçen gün yaptığımız veli toplantısında dikkatimi çekti. Velilerde, içinde bulundukları yoğun tempodan dolayı çocuklarına acıma hissi çok fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana kalırsa bu his vicdanlarını rahatlatmak için... "Parasını verip iyi bir dershaneye yolladık, harçlığını da veriyoruz, o çok çalışıyor diye üzülüyoruz da... E daha ne yapalım. Süper anne-babayız işte!" düşüncesinden sıyrılıp bu zorlu dönemde ona manevi destek olmanın zamanıdır. Bunu ona acıyarak değil, hayatı onun için kolaylaştırarak yapmak gerek. Örneğin yemek saatlerini, misafir geliş-gidişlerini, televizyon izlemeyi onun verimini artıracak şekilde düzenleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Farklı bir odasının olması onun aklını salondaki yaşamdan alıkoymaya yetmeyebilir. Gerekirse en sevdiğiniz diziden, en yakın dostunuzun ziyaretinden ödün verebilmelisiniz. O çalışırken bir kitap açıp okuyor olmanızın ona vereceği yalnız olmama hissini düşündünüz mü hiç? Daha güzeli onun bu zor evresinde siz de yeni bir uğraş edinip yeni birşeyler öğrenmeyi deneyebilirsiniz (yabancı dil, bilgisayar, araba kullanmak, müzik aleti çalmak, dikiş dikmek vs vs vs). Bu durumda kendisini evdeki çalışmak zorunda olan, cezaya kalmış insan gibi hissetmeyecektir hiç olmazsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara acımayın! Onlar kendilerine güzel bir gelecek kurmaya çalışıyorlar. Acıyarak motivasyonlarını kırıp kendilerini zavallı hissetmelerine izin vermeyin. Tam aksine harcadıkları bu güzel çaba için onları takdir edin, daha fazlası için destek olun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-2518387768493997738?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/2518387768493997738/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=2518387768493997738&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/2518387768493997738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/2518387768493997738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2009/03/gecen-gun-yaptgmz-veli-toplantsnda.html' title='Çocuğunuz için üzülmek yerine...'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-4987702943512511404</id><published>2009-02-19T00:15:00.000-08:00</published><updated>2009-11-15T13:46:24.224-08:00</updated><title type='text'>Çocuğunuzu Tanıyor musunuz?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SZ0roffZ4MI/AAAAAAAAAiM/mGAY3q2zL20/s1600-h/ogrenci.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304443910760292546" src="http://2.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SZ0roffZ4MI/AAAAAAAAAiM/mGAY3q2zL20/s400/ogrenci.jpg" style="cursor: hand; cursor: pointer; float: left; height: 400px; margin: 0 10px 10px 0; width: 268px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Zeynep yedinci sınıf öğrencisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne: Hoca Hanım Zeynep öyle çok sessiz bir çocuk değildir aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Hayır, Zeynep son derece sessiz bir çocuktur. Siz zorlamazsanız asla konuşmaz, konuştuğunda sesini zor duyarsınız.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne: Arkadaşlarıyla hiç bir sorunu yoktur. Eve gelen çocukları filan çok güzel oynatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Zeynep'in pek fazla arkadaşı yoktur. Tenefüslerde çoğunlukla sırasında yalnız başına oturup resim çizer ya da uyuklar. Bazen "öğretmenim ödev verecek misiniz?" gibi bir soruyla öğretmenler odasına gelir, sorusunu sorduktan sonra da sessizce  bekler. Ta ki birisi onu tekrar sınıfına yollayana kadar.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne: Zeynep aslında çalışıyor ama unutkanlık problemi var ve bu nedenle başarılı olamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Hayır, Zeynep'in unutkanlık problemi yok. Sadece bazı derslere karşı ilgisi yok. Dersi dikkatli dinlemiyor, not tutmuyor, tekrar yapmıyor. Bu durumda 'unutmak' en doğal sonuçtur.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne: Zeynep Fen derslerini çok seviyor, lisede de fen bölümünü seçmek istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Zeynep'in Fen derslerini seçme nedeni sevmesinden çok 'çalışkan çocuk fen okur' yaygın görüşü. Zeynep'in sınav sonuçlarına bakar ve diğer öğretmenleriyle de görüşürseniz asıl yöneliminin Türkçe matematik doğrultusunda olduğunu görürsünüz.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onur 10.sınıf (lise 2) öğrencisi. Dört dershane değiştirmiş bu güne kadar. Aile hepsinden şikayetci. Onur'un 1. dönem karnesinde 3 zayıf notu var diğer dersleri de iyi durumda değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba: Onur'u size birebir ders yapsın, ilgi görsün diye buraya yolladık ama derslerde hocalar laga luga yapıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Tebessüm...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba: Ödev verilmiyor, ödev takip edilmiyor. Yeterince sıkıştırılmıyor çocuk ve sürekli sınav var, etüt var vs diye dershane tatil oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Her dersin sonunda her öğretmen mutlaka ödev veriyor, bir sonraki derse başlamadan da kontrolünü yapıyor. Ancak Onur ya ödevini yapmamış ya da kitabı 'ödev yapmış izlenimi uyandıracak şekilde karalamış' olduğundan cezaya kalıp etüt odasında ödevi yapana kadar bekliyor. Dönemin başından beri Onur'un bir tek dersi dahi iptal edilmedi, hepsinin yapıldığı kayıtlıdır. Ders yapılmaması durumunda dershane veliyi arayıp bilgilendirir zaten ve veli bir telefon açıp sormuş olsaydı tatil olmadığını öğrenirdi. Ayrıca bütün bunlar çocuğu sıkıştırmaktan öte nedir? Açıkçası bu kadarı bile benim vicdanıma rahatsızlık vermektedir, fazlasını yapmak istemem.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba: Benim oğlum yalan söylemez. Niye söylesin ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Hayır Onur çok sık yalan söyler. Üstelik Onur'un yalan söylemesi için zor durumda kalması da gerekmez. Arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle sohbet ederken anlattığı şeylerde pek çok yalan vardır, bu durumu arkadaşları da sık sık yakalar ve gülerler.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba: Onur aslında çok zeki bir çocuk. Canı istediği zaman çok yüksek notlar alıyor. Öyle planlar yapıyor, öyle işler çeviriyor ki insanın aklı şaşıyor. Bazen beni bile ayakta uyutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Babasını ayakta uyuttuğu doğrudur...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Onur çok zeki bir çocuk filan değil, sıradan bir çocuk. Üstelik de yalanlarıyla öğretmenlerini ya da arkadaşlarını kandırmada pek o kadar da başarılı değil. Zaman zaman aldığı yüksek notlar zekanın, çalışmanın değil kopyanın ürünüdür. Onur'un mevcut hali ile sınavdan  başarılı bir not alması mümkün değil. Onur'un başarısı babasını çok iyi tanıyıp bunu iyi kullanıyor olması.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba: Bunu neden yapsın ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sizce? Sakın oğlunuzun vasatın dahi altında olduğu gerçeğini duymak istemeyişiniz olmasın?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar içinde bulundukları sosyal ortama göre davranış sergilerler. Bu doğal bir durumdur. Kendinizi iş arkadaşlarınız, aile çevreniz, çocukluk arkadaşınız, yeni tanıştığınız insanlar, sevdiğiniz ya da sevmediğiniz insanlar gibi farklı ortamlarda düşünün... Hepsinde aynı insan mısınız? Cevabınız tamamen evet ise , bir sorun var demektir. Sizi çevreyi, hayatı algılama bozukluğuyla suçlamam an meselesi :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veli çocuğunu çok iyi tanıdığını zanneder. Ancak evde, akraba içinde gözlemleyebildiği kısmı çocuğun davranış biçimlerinin tamamı değildir, hatta gerçek karakteri ile alakasız olabilir. Çocuğun farklı sosyal ortamlarda farklı davranışlar sergiliyor olabilme ihtimalini cepte tutmak, veli için yaşamı kolaylaştırır ve çocuğun geleceğine atılan adımları sağlamlaştırır. Çocuğunuzun sizi kandırmasını istemiyorsanız gerçeklere karşı sakin ve mantıklı bir tutum içerisinde olduğunuzu ona göstermelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir anı da kendimden:&lt;br /&gt;Okula ilk başladığım zaman, evde sessiz sessiz oyun oynadığım köşeden annemle babamı dinlediğimi, onların "Vah vah erken yolladık çocuğu okula. Pek de pısırık, boyu posu da küçük, ezerler buncağızı okulda, üzerler çok." diye dertlendiklerini hatırlıyorum. Halbuki -onların da kısa sürede öğreneceği üzere- ben o sırada okulda ufak bir birinci sınıf çetesi kurmuş, terör estiriyordum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onur'lara, Zeynep'lere göz kırparım burdan, sevgiyle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-4987702943512511404?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/4987702943512511404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=4987702943512511404&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/4987702943512511404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/4987702943512511404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2009/02/zeynep-yedinci-snf-ogrencisi.html' title='Çocuğunuzu Tanıyor musunuz?'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SZ0roffZ4MI/AAAAAAAAAiM/mGAY3q2zL20/s72-c/ogrenci.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-1007643369198712299</id><published>2009-01-05T12:46:00.000-08:00</published><updated>2009-03-03T04:41:35.344-08:00</updated><title type='text'>Sınav Heyecanı</title><content type='html'>Çok heyecanlanmıştım sınava girerken, öyle ki annem binaya girerken ten rengimin yeşile çaldığını söyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazır yıllar geçmişken üzerinden rahat rahat itiraf edebilirim şimdi. Daha sınava girerken ne yapabileceğimi, aşağı yukarı hangi sınırda kalacağımı biliyordum, gel gör ki o sınırın ailemi, öğretmenlerimi, bizim site sakinlerini, akrabalarımı memnun etmeyeceğini de biliyordum. Bütün bir yıl çabanızı kah uzaktan kah yakından takip eden ve kendi izlenimlerine dayanarak beklentilerini sürekli yükselten bir kalabalığın beklentilerini karşılayamayacak olmak ne büyük korkudur öss öğrencisi için bilir misiniz? Evdeki hayatın akışı, mahallenin gündemi, eş dostun kurtuluşu bir sınava endekslenmişken daha doğrusu sevgili aday öyle hissederken, o sınavdan alnı ak çıkamamak ne ayıptır yarabbi!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şartlar altında az sonra bir sınava girecektir aday ve kopacaktır dananın kuy&lt;br /&gt;ruğu... Heyecanlanmasın da ne yapsın garip?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;... de, en çok kim heyecanlanır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En az bilen, diyecekseniz, değil! En az bilen, daha doğrusu pek birşey bilmeyen, sınava hazırlanmamış öğrenci için heyecana gerek yoktur. O sınavda ne olacağını, yani karambole bi kaç soru işaretleyerek zaman dolduracağını, sonrada çıkıp hayatına kaldığı yerden devam edeceğini bilir. Sadece çevresel faktörlerin(aile,komşular, akrabalar vs) baskı durumuna göre uygun dille durumu açıklama derdi vardır ki; o da çok önceden tasarlanmıştır zaten. Kimi doğrudan söyler, 'kimi yanıtlara bakmadım'der, kimi aşırı heyecanlanmış numarası yapar ve hatta bir süre sonra kendisi de inanır yaptığına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci grup 'sınava hazır' öğrencilerdir ki onlar da sınavda ne olacağını iyi bilirler. Hakim oldukları ya da tereddüt ettikleri konuların, nereden başlayacaklarının, hangi tarz sorularda zorlandıklarının, hangi alanı hızlı hangi alanı yavaş geçeceklerinin ve hatta sınav bekledikleri gibi geçmezse kendilerini nasıl sakinleştireceklerinin bile farkındadırlar. Sınav bir sürpriz değildir onlar için, bildiklerini yapacak, bilmediklerini geçeceklerdir. Bilmedikleri için atladıkları her soru onlara zaman avantajı olarak dönecek ve bu artı zamanı ek sorularla değerlendireceklerdir. Pek çoğu sınavdan çıktığı an sonucu tahmin edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü grup, ki işte vay onların haline... Yemyeşil girerler sınava, elleri titrer, mideleri bulanır, gözleri kararır zaman zaman. Yalan da değildir hani. Muhtemelen en az bir gece öncesini, kimi zaman son hafta ya da haftaları, huzursuz uykularla geçirdiklerinden vucut ayarları çoktan bozulmuş, kaç zamadır kafalarında dönen kaygılar neticesinde düşünce dengeleri altüst olmuştur. Onlar için sınav şansa bağlı bir durumdur. Çünkü onlar neyi bilip neyi bilmediklerini bilmezler. Elbette bildikleri birşeyler vardır ancak sınavda karşılaştıkları sorunun o olup olmadığını nerden anlayacaklar? Ya bildikleri bir soru gelir de yapamazlarsa? Ya bilmedikleri yerlerden gelirse? Ya bilmediği bir soruyu bilmediğini anlayana kadar çok zaman kaybeder de bildiği sorulara zamanı kalmazsa? İşte bu kaygıların hepsi bir zar atımı gibi şansa bağlıdır ve endişe, korku, umut, panik yaratır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok kez sınava ikinci kez giren öğrencilerin beklenenin aksine daha sakin olmaları bundandır. Onlar sınavın gerçekliği ile bir kez yüzleşmişlerdir herşeyden önce. Nelerle karşılaşacaklarını bilirler ve yeterince iyi hazırlanmış bir öğrenci ise neyi bilip neyi bilmediğinin farkındadır. Bu nedenle sınava sonuçları çok ağır bir şans oyunu, gözüyle bakmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci için de veli için de hangi grupta olduğunu bilmek önemlidir. Beklentiyi doğru yönlendirir ve öğrenciye beklentiden kaynaklanan ek bir stres yüklenmesini önler. Abartılı hayal kırıklıklarının da önüne geçer, sınavla daha barışık hale getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak burada temel mesele tabii ki öğrencinin hangi grupta olduğunu tespit edebilmektir. Bu tespit için algınızı açıp ana-baba zaaflarınızın düğmesini biraz kısarsanız ve zamanınızı objektif bir gözlem süreciyle değerlendirirseniz, gerçeği anlamanın hiç de zor olmadığını göreceksiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-1007643369198712299?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/1007643369198712299/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=1007643369198712299&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/1007643369198712299'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/1007643369198712299'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2009/01/sinav-heyecani.html' title='Sınav Heyecanı'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-3205607323718698956</id><published>2008-11-19T13:20:00.000-08:00</published><updated>2009-03-03T04:42:08.046-08:00</updated><title type='text'>2009 ÖSS' de değişiklik</title><content type='html'>ÖSS de fizik soru sayısı 26'dan 20'ye çekildi... Bu şahane kararın hangi gerekçe ile, hangi bilir kişilerin kararıyla verildiğini ve dahası o bilir kişilerin de nasıl seçilip yetkilendirildiğini merak ediyorum doğrusu. Merakımı gidermek üzere yaptığım araştırmalardan da henüz tatminkar bir sonuç elde edebilmiş değilim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dershanelerde fizik derslerini haftada 4 (kimi dershanelerde 5), kimya derslerini 3, biyoloji derslerini de 2 saat yaparak ÖSS hazırlığı gerçekleştirilir. Ders saatlerini de tabii ki müfredatların yoğunluğu belirler. Ders saatlerinden anlaşılacağı üzere, neredeyse biyoloji dersinin iki katı konu işlenen fizik dersi ile ilgili soru sayısının biyoloji ile aynı olması öğrenciye de öğretmene de haksızlıktır bana kalırsa.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu haksızlık, her yıl sınav sonunda kabak gibi açığa çıkan Türk Milli Eğitim Sistemi'nin üstün başarısızlığını örtbas etme araçlarından biri değildir umarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim aklıma daha mantıklı bir açıklama gelmiyor ne yazık ki. İşlenecek konu miktarını aynı bırakıp soru sayısını azaltmak hangi akla hizmettir henüz algılayabilmiş değilim. Algılayan biri varsa ve bana da açıklarsa sevinirim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-3205607323718698956?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/3205607323718698956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=3205607323718698956&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/3205607323718698956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/3205607323718698956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2008/11/fizik-soru-sayisi.html' title='2009 ÖSS&apos; de değişiklik'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-7635583442441331235</id><published>2008-11-13T01:26:00.000-08:00</published><updated>2009-03-03T04:42:53.919-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öss'/><title type='text'>Motivasyon Eksikliği</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SRv_wEm6hBI/AAAAAAAAAX4/g0SlOVcnZvo/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 124px; height: 83px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SRv_wEm6hBI/AAAAAAAAAX4/g0SlOVcnZvo/s320/1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268085390475691026" /&gt;&lt;/a&gt;ÖSS gruplarıyla her dersimin neredeyse 10-15 dakikası "motivasyon" konuşmalarıyla geçiyor. Diğer öğretmen arkadaşlarımla ettiğim sohbetlerden çıkan sonuç bu durumun benim öğrencilerime ya da bizim dershane öğrencilerine ait bir durum olmadığı. Çocuklarda genel olarak bir isteksizlik, bir motive olamamışlık var. Peki bu motive olamayan çocukların problemi ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere girecekleri sınavın çapından habersizler. Bir kısmı bu sınavı bu güne kadar girdikleri okul ya da dershane sınavlarında olduğu gibi "bir şekilde" atlatacaklarını umuyorlar, gayet hayalperest bir biçimde. "Okul sınavlarına da çalışmadan girip geçiyoruz nasıl olsa" gibi bir yanılgıları var. ÖSS'ye kaç kişinin girdiğinden, genelin nasıl hazırlandığından, bunu temelde nasıl bütün öğrenim hayatına yayılması gereken bir hazırlık olduğundan habersizler.&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SRwAZgm7ckI/AAAAAAAAAYA/lrPBu7_kugs/s1600-h/4.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 120px; height: 90px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SRwAZgm7ckI/AAAAAAAAAYA/lrPBu7_kugs/s320/4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268086102366581314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir de yine sınavın çapını doğru kavrayamayıp, diğerlerinin aksine gözlerinde fazlaca büyüten bir grup var ki, onlara göre zaten çok geç kalınmış, yapılacak hiç birşey kalmamış durumdadır. Önlerinde dağ gibi yığılmış bilgiler, kısıtlı bir zaman, çevrenin beklenti dolu bakışları ve ortalıkta harıl harıl çalışan, özel dersler alan, başarılarını net olarak sergileyen rakipler gibi sonsuz sorun yığılmıştır. Sınava giren herkesin kendi rakipleri olmadığını, herkesin farklı kulvarı ve hedefleri olduğunu, sadece kendisiyle aynı hedefleri gözüne kestirmiş olanları rakip alması gerektiğini farketmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SRwBdk3QCPI/AAAAAAAAAYI/JRL2IarIApc/s1600-h/22.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 116px; height: 104px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SRwBdk3QCPI/AAAAAAAAAYI/JRL2IarIApc/s320/22.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268087271739885810" /&gt;&lt;/a&gt;Sonuç olarak her iki grup ta kendi içlerinde daha baştan havlu atarlar. Ancak çevreye, anne babaya, arkadaşlarına, hatta kendilerine karşı sürdürmeleri gereken rol gereği de sınav koşuşturmacasında sürüklenmeye devam ederler. Bu durumda sürekli ve sık sık dışarıdan motive edilmeleri gerekir çünkü içeride hiç bir itici güç çalışmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka sorun çocukların/gençlerin öğrenmekten zevk almamaları. Geçmiş yaşantılarında kendilerine bilmenin, öğrenmenin hazzını verememişiz ne yazık ki. Bunun eğitim sisteminin olduğu kadar ailelerin de hatası olduğunu düşünüyorum. Yaşadığımız toplumda öğrenmek bir angaryadır. Kaç kişi okul ile yani zorunlu öğrenme ile ilişkisi bittikten sonra öğrenmeye devam ediyor bu toplumda? Kaç kişi zorunluluk dışında birşey öğrenmek için bir kursa gidiyor? Hatta okumayı bile birakıyoruz neredeyse zorunluluk kalkınca. Bilgi içeren sohbetler yapan insanları sıkıcı ilan ediyoruz, tercihimizi mütemadiyen boş sohbetlerden yana kullanıyoruz. Kaç anne baba çocuğuna "ne öğrendin bugün" diye soruyor "yazılıdan kaç aldın?" demek yerine? Çocuklar kurcalayarak öğrendikleri bilgiler için takdir edileceklerine kırdıkları, bozdukları, karıştırdıkları için azar işitiyorlar genellikle. Sonuçta minik beyinlerine "kurcalama, soru sorma, iyi not al yeter, büyüyünce bişey öğrenmek zorunda kalmayacaksın, şimdilik durumu idare et yeter"  gibi yanlış bilgiler gidiyor sürekli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SRwCvSTGQLI/AAAAAAAAAYg/tVZTo1wPRiw/s1600-h/5.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 105px; height: 119px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SRwCvSTGQLI/AAAAAAAAAYg/tVZTo1wPRiw/s320/5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268088675505684658" /&gt;&lt;/a&gt;Ve sorumluluk alamama hali... Meşhur "çocuğunuzla arkadaş olun" lafı ile büyüdü pek çok çocuk. Çocuklara özgüven yüklemeyi amaçlayan o laf ve uzantıları yanlış anlaşıldı bana kalırsa. Onlarla arkadaş olma lafını, onların nazında oynama, her yaptıklarını alkışlayıp eşlik etme olarak yorumlayıp sonuçta da kontrolü elden kaçırdılar çoğunlukla ebeveynler. Çoğu öğrencimin anne babasını parmağında oynattığını, kolaylıkla kandırabildiğini, gözle görülen hatalarına ortak ettiğini hayretle ve üzülerek görüyorum. Çocuklarınızla arkadaş olmayın lütfen! Onların arkadaşları var, sokaklar arkadaş dolu ve çocuklarınız istediklerinde istedikleri kadar edinebilirler. Onların anne-babalarına ihtiyaçları var. Çocuklar anne-baba otoritesinin aynı zamanda güven demek olduğunu, pek çok yasağın aslında onları korumaya yönelik olduğunu hissederler. Yasakları delme, başkaldırma uğraşları yaşlarının, arkadaş edinme çabalarının, doğru düşünememelerinin (e çocuk netekim:) hatta bazen o sevginin ve güvenin sınırlarını kontrol etme içgüdülerinin sonucudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişkin olan sizsiniz ve onu incitmeden, özgüvenini yıkmadan, size bağımlı hale getirmeden kontrol edebilmek zorundasınız. Bunu nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız, bir kitap alıp öğrenmeyi deneyebilirsiniz, bu da sizin için iyi bir başlangıç, çocuğunuz için nefis bir örnek olur.&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SRwB8B3tYHI/AAAAAAAAAYY/eE-bcULToFw/s1600-h/3.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 115px; height: 87px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SRwB8B3tYHI/AAAAAAAAAYY/eE-bcULToFw/s320/3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268087794922512498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aksi halde kendine iyi bir hayat kurmak için çalışmak, terlemek, yarışmak gücünü kendinde bulamayacak kadar özgüveni zayıf bir çocuk yetiştirmiş olursunuz ki bu yapıda bir çocuk hayatın pek çok sınavında aynı mutsuzluğu yaşaması kaçınılmazdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-7635583442441331235?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/7635583442441331235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=7635583442441331235&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/7635583442441331235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/7635583442441331235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2008/11/ss-gruplaryla-her-dersimin-neredeyse-10.html' title='Motivasyon Eksikliği'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SRv_wEm6hBI/AAAAAAAAAX4/g0SlOVcnZvo/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-1262300031028700578</id><published>2008-10-21T02:01:00.000-07:00</published><updated>2009-03-03T04:43:57.038-08:00</updated><title type='text'>Eğitim CD' leri</title><content type='html'>&lt;div style='text-align:center;margin:0px auto 10px;'&gt;&lt;a href='http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SO5lwnY9yoI/AAAAAAAAAU0/TFIw_T3758o/s1600-h/collage.jpg'&gt;&lt;img src='http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SO5lwnY9yoI/AAAAAAAAAU0/TFIw_T3758o/s320/collage.jpg' border='0' alt='' /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style='clear:both; text-align:CENTER'&gt;&lt;/div&gt;Bu gün Gülay'cığımla oturup eğitim setlerinden birini daha inceledik. Daha önce de gözden geçirdiğim, hatta okul öğretmenliği dönemimde derslerimde de faydalandığım setler olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu setler, bilgisayar teknolojisini daha aktif kullanabilmek amaçlı olarak oluşturulmuş, genellikle 45-50 CD'lik fizik dersi konu anlatımlarını içeriyor. Kimileri bir fizik öğretmeninin tahtada anlattığı dersi kayda almış olup hiç bir farklı özellik barındırmıyor. Yıllardır televizyonda verilen açıköğretim derslerinin lise düzeyine uyarlanmışı... Ben izlerken, soru çözümlerini takip ederken, uyumamak için özel bir enerji harcamak zorunda kalıyordum ki zavallı öğrencilerin halini düşünmek bile istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci grup setler ilkine göre daha özenli hazırlanmış. Bu gün incelediğimiz de onlardan biriydi. Konu anlatımlarının arasına sıkça şekil yerleştirilmiş. Ancak başlıbaşına şekli görmenin yeterli olmadığı konusu ihmal edilmiş. Genellikle içerisinde sadece bir metin (tanım, özellik, kural, not vs.) içeren yansılar öğrenci için bir anlam ifade etmez. Metinlerin yanına yerleştirlecek bir şekil, daha güzeli üç boyutlu bir animasyon onların işini çok daha kolaylaştırabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim CD'lerinden almak isteyen öğrenciler için önerim şudur: İnternet üzerinde gerek açık lisenin, gerekse pekçok fizik öğretmeninin kişisel sitelerinde benzer ders anlatımları var. Bu derslerden birkaçını tam bir ders konsantrasyonu içinde izleyin ve eğer yararlı olduğuna inanırsanız bu CD'lerden alın. Bu setleri edindikten birkaç hafta sonra kenara atan pek çok öğrencim oldu benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben varolanlar içinde henüz aradığım yeterlilikte bir CD seti bulamadım, bulan olursa haber ediversin :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-1262300031028700578?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/1262300031028700578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=1262300031028700578&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/1262300031028700578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/1262300031028700578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2008/10/eitim-cdleri.html' title='Eğitim CD&apos; leri'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SO5lwnY9yoI/AAAAAAAAAU0/TFIw_T3758o/s72-c/collage.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-8019346904581613683</id><published>2008-10-19T12:49:00.001-07:00</published><updated>2009-03-03T04:44:42.593-08:00</updated><title type='text'>Manyetizma zor bir konu mu?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SPT5i8J7-CI/AAAAAAAAAWc/GG9CpapHDfM/s1600-h/sagel.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SPT5i8J7-CI/AAAAAAAAAWc/GG9CpapHDfM/s200/sagel.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257101043706886178" /&gt;&lt;/a&gt;Bu aralar lise son sınıf öğrencilerim çok dertli. Okulda manyetizma ile yüzleştiler ve genellikle pek hazzetmediler. "Aman hocam manyetizmadan hiiiç bişeeeey anlamadık!" diyenin haddi hesabı yok. Halbuki manyetizma, ÖSS fiziğinin pek çok konusuyla kıyaslandığında, kolay bir konu bana kalırsa. Formüller ve çoğunlukla bu formüllerin basit sayısal uygulamaları var, soru çeşitliliği de çok fazla değil. Peki ne oluyor da gözleri korkuyor bu gençliğin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim saptadığım nedenlerden ilki bilinmeyenden korkma... Daha önceki öğrenim yaşantılarında pek de lafı geçmeyen manyetizma, terimleri ve ifade tarzı açısından biraz sert geliyor kulağa. "Üzerinden akım geçen düz bir telin çevresinde oluşan manyetik alan", "yüklü bir parçacığın manyetik alandaki hareketi" gibi uzun ve afilli başlıklar atıp "elektromanyetik indüksiyon", "selenoid", "manyetik kuvvet" gibi laflar ediyorsunuz ki, ben bunları her telaffuz edişimde sınıfımın yüzünde güller açıyor; alı al, moru mor güller:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi, öğretirken biz öğretmenlerin seçmiş olduğu yöntemler... Çoğu öğretmenim, kavramları-tanımları açıklama, gerçek hayatla bağlantı kurma, üç boyutlu olarak gösterme gereği duymuyor ne yazık ki. Bugün bir kez daha gözlemledim ki, "üzerinden akım geçen düz bir telin çevresinde manyetik alan oluşur" gibi lafların öğrencide herhangi bir karşılığı yok. Söylenenin ne anlama geldiğine dair, o alanın nasıl birşey olacağına, ne yönde olacağına, manyetik alan denen şeyin nasıl gösterileceğine dair de fikirleri yok doğal olarak. Eğer öğretmenim sadece tanımı vermekle yetinmişse, öğrencinin bu konuyla alakası da ancak buraya kadar olabiliyor işte... Sonrası, teneffüsü bekleyip hayal kurmaca.&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SPZmEaFadhI/AAAAAAAAAWs/SZovclZ70t8/s1600-h/untitled.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SPZmEaFadhI/AAAAAAAAAWs/SZovclZ70t8/s320/untitled.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257501840909170194" /&gt;&lt;/a&gt; Fizik derslerinin genelinde karşılaştığımız ve tabii ki manyetizmada da belirginleşen başka bir sorun da, gençliğin üç boyutlu düşünmede zorlanma, bağlantı kuramama, bilgi türetememe problemi ki işte benim asıl yaram bu üç nokta... Ben "fiziksel düşünmeyi bilmek" tanımının içine alıyorum bu yetileri ve zamanında geliştirmeyen öğretmenleri, çevreyi, toplumu kınıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlik havada uçuşan, puzzle'da yerini bulamadığı bilgiler gezdiriyor aklında. Örneğin, aynı soruda paralel plaka-dinamik-manyetizma bilgisi sorgulanınca  haksızlığa uğramış hissediyor kendini. Arşimet sorularını çözebilmek için denge bilgisi kullanmak hayrete düşürüyor onları. Bir sistemin çalışması için bilgiler bütünü gerektiğini çok geç öğretiyoruz onlara ne yazık ki ve bunu öğrendiklerinde fizikten, sorgulamaktan, merak etmekten, öğrenmekten yeterince nefret etmiş oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümit verici olan öğrencilerinize fiziği doğru dürüst anlatırsanız -vektör, denge ya da manyetiznma farketmez- öğrenmeye, sevmeye, sorgulamaya karşı o kadar da dirençli olmadıklarını göreceksiniz. Derse "Aman hocam manyetizmadan hiiiç bişeeeey anlamadık!" diye gelen öğrenciler bir iki saat sonra "Bu muymuş yahu!" diyecekler. Kendilerine sevgiyle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-8019346904581613683?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/8019346904581613683/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=8019346904581613683&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/8019346904581613683'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/8019346904581613683'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2008/10/manetizma.html' title='Manyetizma zor bir konu mu?'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_RdPzYZAxUyA/SPT5i8J7-CI/AAAAAAAAAWc/GG9CpapHDfM/s72-c/sagel.png' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-5326730768189390163</id><published>2008-10-19T12:12:00.000-07:00</published><updated>2008-11-20T12:27:52.695-08:00</updated><title type='text'>ACELEYE GEREK YOK</title><content type='html'>İyi ÖSS gruplarıyla derse başlarken, özellikle de iyi bir grupla çalışırken, vektör, denge , moment gibi konular sıkıntılıdır. Öğrenci bu konulara hakim hisseder kendini, bir an önce diğer konulara geçmek ister. Sözlü olmasa da tavır ve davranışlarıyla hissettirir bu talebini. Onlara uymamak gerekir. Birincisi, çoğunlukla konuya zannettikleri kadar hakim değillerdir ve bu açık ilerleyen konularda kendisini gösterir. O zaman geriye dönüp telafi yapmak için çok geç olmuş olabilir. Üniversite hazırlığı, bütün bilgilerin üst üste, sağlam yerleştirilmesi demektir. Alt tuğlalardan birindeki yamukluk öğrenciyi ve öğretmeni bir yıkıntının altında bırakabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi, onlar ne kadar iyi bilirlerse bilsinler, öğretmenin ekleyebileceği yeni bir yöntem, farklı bir bakış açısı, kestirme bir yol mutlaka vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncüsü, sınıfta mutlaka kendisini yetersiz hisseden başka öğrenciler vardır ve onlar, özellikle dönem başında, hızlı ilerlemek isteyen,"biz bunları biliyoruz geçelim" diyen arkadaşlarına itiraz edemez, akıntıya kapılırlar. Onların öğrenme ihtiyacını görmezden gelmek haksızlık olacağı gibi ilerleyen konularda mutlaka öğretmenin de öğrencinin de başına dert olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-5326730768189390163?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/5326730768189390163/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=5326730768189390163&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/5326730768189390163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/5326730768189390163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2008/10/iyi-ss-gruplaryla-derse-balarken.html' title='ACELEYE GEREK YOK'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4392436556612553231.post-5338250220758163775</id><published>2008-05-25T12:54:00.000-07:00</published><updated>2008-11-20T12:22:32.139-08:00</updated><title type='text'>HANGİ DERSHANE</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_RdPzYZAxUyA/SDkeCGO7vkI/AAAAAAAAAKE/73ZqGfZTQH4/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_RdPzYZAxUyA/SDkeCGO7vkI/AAAAAAAAAKE/73ZqGfZTQH4/s320/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5204223865785138754" /&gt;&lt;/a&gt;Bu yılın ÖSS ve OKS adaylarının parkurlarını tamamlamak üzere oldukları şu günlerde bir sonraki yılın adayları hazırlıklarına başladılar bile. Sağdan soldan "Bizim çocuğu hangi dershaneye gönderelim sence?" soruları gelmeye başladı. Oy oy oy oy oyyyyyyyyyyyy... İşte bu benim karşılaşmaktan çekindiğim sorulardan biri. Nedeni yardım etmekten kaçınmam değil elbet, ancak sorumluluktan kaçtığım bir gerçek. Çünkü var olan dershanecilik piyasasında, hala utanma duygusunu kaybetmemiş bir insansanız, sorumluluk almanın bedeli biraz ağır olabiliyor ne yazık ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dershanelerle iş yaparken herşeyden önce bu kurumların eğitimci kimliklerinden çoktan sıyrılıp birer ticarethane oldukları gerçeğini kabul etmek lazım. Ben geçmişte Mart-Nisan ayında (sınava 3-4 ay kala yani) çocukların senetlerini ellerine verip "hadi canım kapatıyoruz" diyen kurum gördüm. Üstelik bu çocuk Mart ayında nereye gider, hangi dershane alır da sistemine dahil eder bunları, aradaki açıklar nasıl telafi edilir vs. gibi kaygılar duymadıkları, onların bir yıllarını ziyan ettiklerine üzülmedikleri gibi "son taksitlerini de almadık, senetlerini ellerine verip yolladık, ay ne süperiz" diye kendileriyle gurur duyuyorlardı. Yine başka bir kurumda öğretmenlerin ücretleri ödenmediği için neredeyse bütün bir kadro yıl içinde değişti de bir tek veli gelip "ne oluyor yahu, matematik gibi temel ve de sınav katsayısı yüksek bir derste bir yılda dört kez öğretmen değişir mi?" diye sormadı. Bir başka kurumda öğrencinin ödediği taksitler giriş kartına işaretlenir, hergün girişte tek tek kontrol edilen o kartlarda eksik ödeme varsa öğrenci sınıfa gidemez önce idari katta bir güzel terletilirdi. O saatte dersim olduğu bilindiği halde veliye şov yapmak üzere taaa Batıkent'ten Kızılay'a 40 dakikalık bir etüt için getirtilen öğrenciye ayıracak vaktim yok demiştim bir keresinde, idarecim cevap verdi  "aman biraz oyala, iki üç sorusunu çöz gönder..." Konularını yetiştiremeyip "buralardan soru gelmez" diyen dershaneler, yıl içinde ders saatlerini azaltan dershaneler, ev gezmeleri yapıp öğrenci toplayacağız diye öğretmenlerini dersten alıp gezmeye götüren dershaneler biliyorum. Acı olan bunların sayıca hiç de az olmamaları. Hatta doğru düzgün çalışan kurum sayısının parmakla sayılabilecek kadar az olması ki onlar da var olan piyasada ayakta kalabilmek için ciddi efor sarfetmek zorunda kalıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şartlar altında birine bu kadar hayati bir konuda "şu dershaneye git, bu dershaneye git" demek zor geliyor bana. Benim önerimle kaydolmuş birine yukarıda saydığım türden haksızlıklar yapılırsa mahçubiyetini uzuuun yıllar üzerimden atamayacağımın farkındayım ki bu da mevcut dershanecilikle örtüşmeyen-örtüşmeyecek bir ruh hali.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ne yapıyorum? Benim yöntemim şu: Benden bu konuda yardım isteyen eşe-dosta doğru dürüst çalıştığına inandığım (öyle devam edeceklerini umduğum) dershanelerin bir listesini oluşturuyorum ve diyorum ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer, ben zaten başarılıyım, tek ihtiyacım bir program dahilinde kontrollü bir tempoda çalışmak ya da süper bir çocuğum, herhangi bir yer için değil zirve için çaba harcayacağım diyorsan, kendini büyük kalabalıklarda ifade etmekte, hocalarına kolay ulaşmakta, kendini belli etmekte zorlanmıyorsan 'kitle dershaneleri'ni öneririm. Çok şubeli, binlerce öğrencisi, çok sayıda öğretmeni olan kurumlardır. Hemen her sınıfın farklı seviye gurupları olur. Genellikle daha sistematik çalışırlar, daha programlıdırlar, kurumsal yapıları oturmuştur. Bunun avantajlarını yaşarsın, yayın, seviyene uygun sınıfa geçme vs. gibi konularda sıkıntı çekmezsin, kendini sürekli kalabalık içinde ölçme şansın olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulda yeterince başarılı değilsen, yani okul yaşantında bilgi anlamında eksiklerin oluşmuşsa ve bunları telafi etmede sadece ders dinliyor olmak sana yetmiyorsa, öğretmenine ulaşmada, kalabalıkta kendini belli etmede güçlük çeken bir insansan, özetle çok iyi bir öğrenci değilim ama istekliyim, yardıma ihtiyacım var diyorsan kitle dershanesini boşver. Biraz fabrikasyon tabir edebileceğimiz kitle dershanelerinde akıntıya kapılırsın, arada kaynar gidersin. Bu durumda bir öğrenci için 'kat dershaneleri' daha ideal olabilir. Daha küçüktürler, öğrenci sayıları en fazla 250-300 e ulaşır (pek çoğu 100-150'den fazla değildir) dolayısıyla öğretmene ulaşmak ta, onların sana ulaşması da, eksiklerini görüp tespit etmesi de daha kolaydır. Genellikle daha samimi ortamlar olduklarından öğrenci kendini daha evinde hisseder ve sınav temposunda rahatlık hissi önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Benim iç disiplin problemim var, kafama vurula vurula ders çalışmaya alışkınım." diyorsan, o zaman eğitim bürolarına gidebilirsin. Genellikle dersler 3-4 Kişilik gruplar ya da birebir dersler şeklindedir. Her nazın çekilir, birileri senin yerine hemen her ayrıntıyı düşünür sana sadece derslere girmek, soru çözmek kalır. Yeterince iyi bir bürodaysan bir yıllığına bütün hayatın onların kontrolü altındadır. Çok bilgi eksiği olan, isteksiz ve daha önce eğitim konusunda özgüveni kırılmış, özel ilgiye alışkın öğrenciler için idealdir. Bu arada yoğun bir dershane temposu istemeyen ancak bazı derslerde sağlam temeller atıp ÖSS'ye ön hazırlık yapmak isteyen ara sınıf öğrencileri için de  büroların ideal olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de özel ders alternatifi var ancak şu anki derdimiz özel ders alınmalı mı, alınmamalı mı, nasıl olmalı vs değil dershane irdelemesi olduğundan konuyu dağıtmak istemiyorum. Belki başka bir yazıda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili adayımız ve ailesi bu veriler üzerine düşünüp elimizdeki listeden bir eleme yapıyorlar. Geriye kalan, 'olabilir' ihtimali tanınan yerlerle  görüşüyorlar ya da birlikte görüşüyoruz. Son karar çoğunlukla öğrencimizin gönlünün olası yerlerden hangisine ısındığı ile netleşiyor. Çünkü, daha ilk anda sevmedikleri bir yerde mutlu olma, verim alma şansları düşüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dershanelerle görüşürken : &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1- "Aman da şöyle etütlerimiz var, her istediği zaman etüt alabilir, cart etüdü curt etüdü, etüt de etüt..." gibi konuşmaların çığrından çıktığını hissettiğiniz yerlerden kaçın. Etüt dersaneciliğin şov kısmıdır. Asıl olan derstir. Etüt öğretmenin çalışıp öğrencinin tembelliğe alıştırıldığı bir sistemdir. Çocuklarınızın tembelleştirilmesine izin vermeyin. Çocuğunuz başarı istiyorsa terlemek zorunda!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Ders saatlerinin sınıf etütleri vs. ile artması sözde az paraya çok ders satın alıyormuşsunuz hissi uyandırır. Ancak çocuğunuz bir makina değildir ve o dersler için yollarda harcadığı saatler, ekstra bedensel yorgunluklar verimden düşüren etmenlerdir. Dershane size az ama kaliteli zaman vaadedebiliyor mu, buna dikkat edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Öğretmenlerin kurumdaki geçmişini sorabilirsiniz. Öğretmenlerin geneli(%80 ya da daha fazlası) sadece bir-iki yıldır o kurumdaysa şüphelenmek için iyi bir nedeniniz var demektir. Varolan dershane piyasasının genel alışkanlığı öğretmen maaşlarını düzgün ödememek ya da hiç ödememektir. Bu da öğretmenin verimini düşürür. Mutsuzdur. Kaygılıdır. Mali sorun idareyle arada farklı alanlarda olumsuzluklara da dönüşür. Bu nedenle öğretmenler, özellikle son aylara doğru, hayrına çalışma hissiyatına kapıldıklarından enerjilerini düşük tutup derse girmiş olmalarını bile lütuf sayarlar ki bu kabağın çocuğunuzun başına patlaması demektir. Bu tür kurumlarda da öğretmen en fazla iki  hadi bilemedin üç verimsiz sene geçirdikten sonra mutlaka ayrılır. Çocuğunuzu yaptığı işten keyif almayan öğretmenlere maruz bırakmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Konuların yetişeceğine dair garanti isteyin. Bu sonucu değiştirmez ama karşıya "sıkı" vermiş olursunuz sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Size %100 başarı vadeden ifadeler varsa şüpheyle yaklaşın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir iki uyarı da kayıt sonrası için:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli öğretmen, sınıf, program değişimi iyi birşey değildir. Çocuğunuz dershanede sıkça bunları yaşıyorsa yumruğunuzu masaya vurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veli toplantıları göstermeliktir. Dershanecilikte denetmen sizsiniz. Siz dershaneyi denetlemezseniz kimse denetlemez, denetlermiş gibi yapar, bunu unutmayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4392436556612553231-5338250220758163775?l=daryal-notdefterim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/feeds/5338250220758163775/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4392436556612553231&amp;postID=5338250220758163775&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/5338250220758163775'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4392436556612553231/posts/default/5338250220758163775'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://daryal-notdefterim.blogspot.com/2008/10/hangi-dershane.html' title='HANGİ DERSHANE'/><author><name>daryal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12360994044755344948</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-h8DPDc4NUwU/Tl6vp0sqCoI/AAAAAAAABgQ/szmr_tDjnqY/s220/P1020869%255B1%255D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_RdPzYZAxUyA/SDkeCGO7vkI/AAAAAAAAAKE/73ZqGfZTQH4/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
